İstanbul’da üç tarihi bahçe

11

Barış Şamlı Genel 0 Comments

Sevgili okurlarım bugün sizlere Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul’un koru ve ünlü bahçelerinden birkaç bilgi sunacağım.

Emirgan Korusu

Öncelikli durağımız Emirgan Korusu olsun. İstanbul’un Sarıyer ilçesinde bulunan Emirgan Korusu İstanbul Boğazının kıyısında Emirgan ve İstinye semtleri arasında bulunur. Yüksek tepelerin arasında bulunan korunun etrafı yüksek duvarlarla çevrili. 17. yüzyılda Osmanlı padişahı IV.Murad tarafından İranlı Emir Güne Han’a armağan edilmiş olan koru öncelerde Feridun bahçeleri olarak anılsa da bu olaydan sonra Emirgan Korusu olarak anılmaya başlamış. 19. Yüzyılda Padişah Abdülaziz tarafından Mısır Hıdivi İsmail Paşa’ya verilmiş. Koru içinde 3 köşk yaptırılmış. Bu köşkler; Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk olarak bilinmekte. 1940 yılında dönemin belediye başkanı Lütfi Kırdar’ın attığı adım ile birlikte kamulaştırılıp park olarak düzenlenerek halka açılmış.

(Not: 2006 yılından itibaren ise düzenli olarak lale festivalleri düzenlenmektedir.)

Gülhane Parkı

Osmanlı döneminde Topkapı Sarayı’nın dış bahçesi olarak kullanılmış. İçerisinde gül bahçeleri ve korular varmış. Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839’da Abdülmecit döneminde Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı’nda okunmuş ve bu nedenle Gülhane Hatt-ı Hümayunu olarak da anılmaya başlanmış. Cemal Paşa (Topuzlu) tarafından 1912 yılında düzenlenerek park haline getirilmiş olup halka açılmış. 163 dönümlük bir arazi içersinde bulunan Gülhane Parkı’nın girişinde İstanbul Şehremini Belediye Başkanları’nın büstleri bulunmakta. Orta bölümünde iki yanı ağaçlı yol geçiyor. Bu yolun yanlarında çocuk oyun alanları ve dinlenme bölgeleri bulunmakta. Boğaza doğru inen yokuşun başında bir Aşık Veysel heykeli yokuşun sonlarında ise Romalılardan kalma Gotlar Sütunu var.

Yıldız Parkı

Beşiktaş ve Ortaköy arasında bulunan bu park kent içinde bulunan en büyük park olma özelliğini taşıyor. Çeşitli tarih kaynaklarında adı geçen defne ormanları ve mitolojik öykülerdeki “Pan’ın Boğaziçi’nde flütünü çaldığı yeşillikler” olarak da biliniyormuş. İlk olarak Kanuni Sultan Süleyman döneminde adı Kazancıoğlu Bahçesi olarak anılmış. Lale devrinin destansı Çerağan eğlencelerinin düzenlenmesinde ev sahipliği yapmış. Yıldız Köşkü’nün de içinde bulunduğu koruda yeniçeri teşkilatı kaldırıldıktan sonra Asakir-i Mansureyi Muhammediye’nin eğitimleri yapılmış. Sultan Abdülaziz’in Çırağan Sarayı’nı yaptırdıktan sonra bu koruya hayran kaldığı söyleniyor. Bir kısmının halen ayakta kaldığı köprü ile saraya bağladığı sadece dönemin padişah ve yakınlarının kullanabildiği bu bahçe Mabeyn Bahçesi olarak da anıldığı kayıtlar arasındaymış.

Aralarında 400 yıllık olanlarla birlikte nadir bulunan sekoyaların yanı sıra çamlar, sedirler, köknar, ladin, dişbudak, porsuk, ardıç, akçaağaç, meşe, yalancı akasya, sofora, at kestanesi, menengiç, Çin şemsiye ağacı, Amerikan lale ağacı, acem dutu, sabunağacı, kaymakağacı ve oya ağacı gibi çoğunluğu yabancı kökenli 120’den fazla egzotik ağaç ve çalı türü bulunuyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir