Dünya ve Hristiyanlık tarihinin başkenti Ayasofya

Sevgili okurlarım, size bugün Dünya tarihi’nin en büyük eserlerinden birisi olan Ayasofya’nın tarihinden birkaç önemli not ve dikkat etmeniz gereken birkaç önemli eserden bahsedeceğim.

Ayasofya 921 yıl kilise olarak kullanılmış, İstanbul’un fethinden sonra ise cami olarak tam 482 yıl hizmet vermiştir . Tarihinde birçok kez yıkılıp, yağmalanıp tekrar yapılmıştır. Ayasofya’nın ilk yapım tarihi 337 yılıdır. Kilise olarak inşa edilen yapı, çıkan halk ayaklanmasında 404 yılında yakılıp yıkılmıştır. İlk yapılan yapı hakkında bulgu henüz bulunamamakla birlikte çalışmalar hala sürmektedir.

İkinci kilise 415 yılında yeniden inşa ettirilmiş. Beş nefli ve ahşap çatıya sahip olan bu yapı anıtsal bir girişe sahiptir. 532 yılında ise dönemin imparatoruna karşı çıkan esnaf ve tüccarların birleşip imparatorluğa karşı o dönemde Nika olarak adlandırılan ayaklanma sebebi ile tekrar yıkılmıştır. 1935 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün başkanlığında yapılan kazılarda bugünkü yüzeyin 2 metre kadar altında ikinci kiliseye ait bulgulara rastlanmıştır.

Bugün görebileceğimiz yapı ise 532 yılında başlayıp 537 yılında bitmiş. Açılışı törenle olmuş. Bazı kaynaklara göre ise dönemin imparatoru Justinianos yapının içine girip şu sözleri söylemiş, “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun”.

Üçüncü kilise’nin planı biraz değişik. Öyle ki geleneksel ve kubbeli planı bir arada görüyoruz. Ayasofya’nın içindeki gizemler, resimler ve bilinmeyenlerle bütün herkesi büyüsü altına alıyor. İçeride bulunan sütunlardan birinin ismi ‘terleyen direk’. Bu ismin verilme nedeni ise direğin yaz ve kış dinlemeksizin nemli olması. Araştırmalar direğin kılcallı yapısından kaynaklı olarak zemindeki suyu emip yukarıya taşındığını söylüyor. Bazı söylemlere göre ise direk eski zamanlarda deprem sebebi ile yıkılmış ve 300 rahip Mekke’ye gidip zemzem suyunu almış ve Mekke toprağına karıştırmış. Sonra bu karışımı o sütunun temeline koymuş.

Ayasofya’nın ortasında bulunan kuyu ise bir başka gizem diyebiliriz. Demir bir kapak ile kapanan kuyunun içinde çok az tatlı bir su bulunmakta ve bu suyu içmek kalp hastalıklarına iyi geliyormuş. Burada üç Cumartesi art arda camide aç karnına sabah namazını kılıp sonrada bu kuyudan su içtiklerinde hastalıkları düzeliyormuş.

Bir başka gizem ise Kraliçe Sofya’nın tabutu. Sarı pirinçten yapılmış bu tabuta sakın dokunmayın deniyor. Sebebi ise tabuta el sürülürse büyük bir ses ile birlikte Ayasofya sallanmaya başlıyormuş.

Ayasofya denince tabi ki akla esrarengiz kapılarda geliyor. Açılmaz Kapı’da bunlardan birisi. Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra Rum Ortodoks Patriği bu kapının önünde dua ediyormuş. Osmanlılar kiliseye ayak bastığında patrik bu kapıdan kaçmış ve o kapıyı bir daha açabilen olmamış.

Kutsal Kase‘nin de burada olduğu söyleniyor. Kutsal Kase aslında Hz. İsa’nın içit kabı değil dişil prensip’i temsil etmekte ve bu prensibin adı ise ‘sofya’  bu sebeple Kutsal Kase’nin kendisi Ayasofya’ymış. Hristiyanlığa göre bütün kiliseler rahim örneği ile yapılırmış. Bu rahimlerin de en kutsal olanı ‘Kutsal Kase’ yani Ayasofya.

Dandolo’nun hikayesi ise daha garip. Latin bir komutan olan Dandolo Papa’nın emri ile İstanbul’u almak için yola çıkıyor. Bizanslılar ona eğer İstanbul’u alırsan ölürsün diye tehdit ediyor. Dandolo dinlemeyip İstanbul’u fethediyor ve ölüyor. Mezarı hala Ayasofya’da.

Ayasofya, kiliseye ait değil sadece imparatorluğa ait bir yapıymış. 1453’de Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’nın değeri ne ise ödüyor ve bu sayede Ayasofya padişahın malı olarak miraslarımız arasına katılıyor.

Ayasofya’nın altındaki mahzenlerin içerisinde tünellerin olduğu, ve bu tünellerin Kınalı Adası‘na kadar uzandığı ispatlanamayan teoriler ve söylemler arasında.

Ayasofya’nın içinde birçok mozaik eser bulunmakta. Bunun sebebi ise Ayasofya yapılırken imparatorun bütün bağlı olan eyaletlerine değerli sanatsal parçaların gönderilmesini istemiştir.

Bu mozaikleri sıralamak gerekirse; Apsis Yarım Kubbesindeki Mozaik, Güney Galeride Deisis Mozaiği, Güney Galerideki İmparatoriçe Zoe Mozaiği, Güney Galerideki Komnenos Ailesi Mozaiği, Güney-Batı Girişi Üstünde Bulunan Mozaik, İmparator Kapısı Üzerindeki Mozaik, Melek Tasvirli Mozaikler gibi birçok mozaik Ayasofya ile birlikte günümüze kadar gelmiştir.

 

İstanbul’un en değerli tarihi eseri olan Ayasofya Camii’ni görmek ve daha yakından inceleyerek hakkında bilinmeyenleri öğrenmek için İstanbul’a geldiğinizde ziyaret etmeyi kesinlikle ihmal etmeyin. İstanbul yolculuğun için ucuz bir uçak bileti bulmak istiyorsan, internet sitemiz istfly.com‘u ziyaret ederek bütçene en uygun İstanbul uçak biletini bulabilirsin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir